“S” ile geçen koca bir ömür 
Hiç dikkatinizi çekti mi… Bir “s” harfi bizim hayatımızda ne denli önemli?
SBS, YGS, LYS, KPDS, ÜDS, ALES ve KPSS.
Milyonlarca gencimizin ömürlerinin yarısını bu “s” işgal ediyor…
Kalan yarısını da nasıl bir hayat sürdüreceğini belirleyen sınav silsilesi.
Haydi kolay gelsin!
Yaşam tarzı mı?
Yeni bir tartışmanın eksenindeyiz. Diyorlar ki: “Türk dizileri yaşam tarzı ihraç ediyor. Tıpkı Amerikan dizilerinin günlük yaşama dair, tüketilecek ne varsa, dizi filmlerle bunu insanlara empoze etmek mümkün.”
Aslında teknoloji ile boşalan ruhlarımızı televizyonun empoze ettiği tüketim eşyaları ile dolduruyoruz. Özellikle çocuk, genç ve kadın izleyiciler belki de bu yüzden tüketimle çok ilgileniyor.
Tüketim bir bağımlılık… Bu bağımlılık ise yaşam tarzını etkiliyor.
Asıl korkutucu olan “alkol” ve “sigara” tüketimi… İşte televizyondaki yayınlar ne yazık ki, gençleri etkiliyor. Özellikle en çok izlenen dizi filmlerde alkol tüketimi gizlice teşvik ediliyor. Bir dönem Sağlık Bakanlığı Ruh Sağlığı Bilim Kurulu’nun yaptığı bir araştırma bize bunu söylüyor. Kurulun açıklamasına göre, TRT 1, STAR TV, SHOW TV, ATV ve KANAL D’deki dizi ve programlarda gizli alkol reklamı yapmış… Alkolün ekranın altın noktalarında gösterildiğini ve adeta bilinçaltına kazındığı tespit edilmiş.
Bilinçaltı mesajlara karşı uyanık olmalı. Çünkü her gönderilen mesaj, düşünce dünyamızı etkiliyor. Düşüncelerimiz fikirlerimiz, fikirlerimiz bizim yaşam tarzımız oldu mu bir daha geri dönüşü yok.
“Minimalist” Saylan!
ÇYDD’nin başkanı Türkan Saylan’ın hayatı dizi filmi olacakmış.
Yönetmen yine bir “Türkan.”
Yani Türkan Derya.
Müzisyen Fahir Atakoğlu da “Türkan” dizisinin müziklerini yapacakmış. Atakoğlu, “Türkan Saylan’la tanışmadım. Ama hayatını okuduğum kadarıyla belli temalar çıkarmış, asıl görüntüyü görünce müzik belli olacak. Türkan Saylan’a minimalist bir müzik yakışır” diyor.
Peki Saylan “minimalist” miydi? Yani, “sanat ve sadeliği öne çıkaran” bir özelliğe mi sahipti? Hayatına baktığımızda “başörtüsü” gibi bir estetiğe karşıydı. Özellikle hanımların başındaki örtü konusunda son derece net bir duruşa sahipti.
Yani “minimalist” özellikten yoksundu.
Belki film müziği için “hard-rock” tarzı yakışır diye düşünüyorum.
Obama’nın öfkesi
ABD Başkanı Barack Obama’yı ilk kez bu kadar kararlı gördüm.
Sebebine gelince:
Geçtiğimiz aylarda, İngilizlere ait bir sondaj borusunda patlama gerçekleşmişti. Tüm kuyunun alev alması sonucu petrol sızıntısı meydana gelmiş ve tonlarca litre petrol denize karışmıştı.
Bu çevre felaketi demekti. Meksika Körfezi’ne sızan, birçok ülkenin tepkisini çeken ve eleştirilerin odağı haline gelen BP (British Petrol) önceleri aldırmadı.
Ancak “yumuşak huylu” olarak bilinen ABD Başkanı Barack Obama yumruğu masaya vurarak olaya bizzat müdahale etti. Önceleri danışmanlarına “kapatın şu bela kuyuyu” dedi.
Yetmedi. Bizzat Meksika Körfezi’ne giderek yerinde incelemelerde bulundu.
Nihayet, BP’yi yüklü bir tazminat ödettirmeye ikna etti. Yine bizzat BP’yi arayarak 20 milyar dolar tazminatı tebliğ etti.
Barack Obama “çevre” konusunda gösterdiği duyarlılığı, yıllardır insanları öldürüp tehcir eden ve zulmüyle inim inim inleten bir ülkeye de gösterseydi
İsrail’in son yaptığı densizliğe üstü örtülü sahip çıktı. Mavi Marmara’da açıkça, dünyanın gözü önünde girişilen katliama tavır göstermedi. Üstelik İsrail’e tarafsız bir komisyon kurması için destek verdi. Nasıl tarafsızlıksa?
Demek Obama’ya göre petrole batan kelaynaklar, insan hayatından çok daha önemli!
Demek, petrole bulaşan hayvanlar, minicik çocukların bombalar altında can vermesinden çok daha önemli…
Anlaşılan o ki, Obama ile Bush arasındaki tek fark, ten rengi ile sınırlı.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


















