Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

PİŞMAN OL

E-posta Yazdır PDF

PİŞMAN OL

Allahtan sakının ki şükredebilesiniz. (Nisa 123)

Derin pişmanlıkları olmalı insanın. Tıpkı unutulma­mış, unutulmadığı için de kabuk bağlamamış yara­lar gibi. Çünkü derin pişmanlıklar karar verebilme gücü göstermiş insanları anlatır bana. Karar verebilen, insandır.

Kusurludur üstelik insan. İşte insanı insan yapan da bu kusurlarıdır. Allah'ın elbette insanı mükemmel yaratma ve onu hiçbir sınava tabi tutmadan Cennet'e koyma gücü var­dı.

Firavun, rüyasında Hz. Musa'nın doğacağını görür. Sal­tanatını korumak için, tedbir alarak bütün eşleri birbirin­den ayırır. Ancak ilahi kudret karşısında bütün tedbirleri geçersiz olur. Hz. Musa doğar. Müneccimlerden bu çocu­ğun doğduğunu öğrenince, o yıl doğan bütün erkek çocuk­ları öldürtür. Hz. Musa'nın annesi, çocuğunu ölümden ko­rumak için beşiğiyle Nil Nehrine bırakır. Beşik suda sürük­lenir ve Firavun'un sarayına gelir. Firavun'un hanımı ne­hirden gelen bu çocuğun ölümüne mani olur, onu himayesine alır. Böylelikle Firavun'un bütün tedbirleri boşa gider, can düşmanı olduğunu bilmeden, Hz. Musa'yı evinde bü­yütür...

Katil de maktul de içimizde!

Tıpkı kıyametin, geleceğin ve kaderin içimizde olduğu gibi.

Tıpkı bir alfabenin içinde milyonlarca şiir, öykü, roman olduğu gibi... Sadece bir rengin bütün dünyayı rengarenk yaptığı gibi...

 Hayat basit. Mutluluk da...

Troçki!

Lenin'den önce 1905 yılında Rus Sovyeti'ni kurduğu için Rus ihtilalının gerçek babası olarak anılır. Bu yüzden Rus komünistler çok sever kendisini.

Lenin ölür. Stalin, Lenin'in tahtına oturmak için bütün ar­kadaşlarını temizlemeye başlar.

Troçki, Lenin'in öldüğü haberini sağlığı için çıktığı Kaf­kasya seyahatinde, yolda öğrenir. Ancak kendisine bir de mektup ulaştırılır: "Sıhhatiniz için gereklidir, seyahatinizi uzatanız ve Rusya'ya dönmeyiniz. İMZA: Bir dost!"

Ancak Stalin Troçki'yi öldürmeyi kafaya koymuştur. Çünkü iktidarı paylaşmak gibi bir niyeti yoktur. Bir vakit sonra Troçki'yi Orta Asya'ya sürgüne gönderir... Troçki'nin sürgüne gönderilmek için bindirildiği trenin önüne binler­ce Rus yatar, gitmesin...

Troçki bir vesile kaçar. Ancak Stalin onu Avrupa'da da bulur...

Yıl 1940...

Meksika'da suikast teşebbüsüne maruz kalan Troçki'nin kapısı bir kez daha çalar... Troçki kapıyı açar. Karşısında Jackson adında belki de dengesiz biri... Elindeki keseri Troçki'nin kafasına indirir... Her yer kan...

Muhafızlar geç de olsa yetişirler... Ama Troçki ölümcül yarayı almıştır... Jackson "Öldürün beni, beni zorladılar, annemi hapsettiler!" diye bağırıp, af diler. Troçki muhafız­larına "Öldürmeyin onu, konuşması şart!" diye inler...

Sonra daha da yorgun ve bitkin fısıldar: "Bu sefer başardı­lar (Eliyle kalbini işaret ederek) bu sefer buradan vurdular."

Kalbinden vurulunca ölür insan.

Her yerimiz, her şeyimiz ölebilir ama kalbimiz attığı sü­rece canlıyızdır... Duymasak, görmesek, hissetmesek kalbi­miz attığı sürece yaşıyor muamelesi yapılır, çünkü yaşıyoruzdur. Bunun için ilk nabzına bakılır insanın ölüp ölmedi­ğini anlamak için. Atmıyorsa...

Ve kalbimizden vuruluruz. Çünkü yaratılışın o granitten daha dirençli ama bir tüyden daha zarif ve kırılgan ilk solu­ğu kalbimize üflenir. İlk harftir kalbimiz, ilk cümle...

Kalbimizden vuruluruz.

İlklerin bütün çarpıntısı, heyecanı kalbimizdedir.

Çünkü biliyorlar ki inançların ibadethaneleri dört duvar içindeki o muhkem ve ilahi mekânlarsa, duyguların mekânı da kalpti...

Israrla, inatla, vazgeçmeksizin, bir su damlasının milyon kez aynı yere düşmesindeki sabitlikte kalbimizden vurulu­yoruz.

Oysa bizi yaşatan o değil mi?

Bizi yeni bir aşka hazırlayan, yalnızlığa alışmamıza fırsat veren, baharı bekleten, kış gelip üşüdüğümüzde içimizi ısı­tan, bir çiçeğin, bir böceğin, taşın, toprağın, iyinin ve kötü­nün, doğrunun ve yanlışın, bir kelebek tozunu veya bir ka­rıncanın kendinden büyük mısır tanesini düşe kalka taşı­masını sevdiren, hazan yapraklarıyla hüzünlendiren, yağ­murda ıslandıkça daha da çok ıslanmamız için, için için çır­pınan, ağladığımızda bizimle birlikte sancıyan ve güldüğü­müzde bizimle birlikte çarpan, insanı ve yaşamı sevdiren kalbimiz...

Hayat gerçekten basit, ta ki, kalbimizin bize karar verme­yi ve pişman olmayı öğrettiği yola girinceye kadar!..

Ya derin pişmanlıklar edineceğiz ve insan olacağız ya da hiçbir yaramız olmadığına inanıp hayatımızı bir meczup gibi sürdüreceğiz! Hangisi daha akıllıca veya hangisi daha delice? İşte pişmanlık bu delice seçim olduğu için var!

 ŞİKÂYET ETME ŞÜKRET- ALİ ULURASBA

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Menü

             | 

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün416
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1373
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17103
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225844

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ

Seçme Yazılar

Resim
İnsan olmak kolay değil
İnsan olmak kolay değil Kuyuya düşen leşi çıkarmadan kuyuyu temizlemeniz mümkün olamaz. Bu durumda...
Resim
Allah sevgisinin alâmeti nedir?
Allah sevgisinin alâmeti nedir?Allah sevgisinin alâmetlerinden birisi, devamlı olarak kalp ve dili ile Allah’ı...

Günün Sözü

Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük.
Ebû Said Hasan Basrî -
Şu anda 11 ziyaretçi çevrimiçi