Kapıları Kilitlenmiş Bir Ateş![]()
Korku ve kaygı içinde yaşayan bu insan, başvurduğu hiçbir çarede huzur bulamıyor. O, dünya nimetinin peşindedir, sırf dünya nimeti olmasından dolayı ve sırf dünya nimeti olduğu için. Dünya nimetinin peşinde olmak, ancak bir "rıza"yı elde etmeye matuf olunca kutlu bir amaç ve kutlu bir çaba sayılabilir. Yoksa dünya nimeti sırf kendi hatırı için arandığında rüzgârı tutmaya çalışmaktan başka nedir? Dünya nimeti, ancak yeni nimetler peşinde koşmasına yol açar insanın: kendine hiçbir kazanç sağlamayan, hiçbir meserret umudu olmayan yeni nimetler peşinde koşmasına.
Onun, yeni bir nimet diye vardığı her başarı, aslında, gözü ile hakikat arasına gerilmiş yeni bir perdedir. Aslında, bu insan, kendini hakikate ulaştıracak yolu tıkamaktan başka bir şey yapmamaktadır, farkında olmadan hakikat yolunu tıkamaya çabalamaktadır. Çünkü dünya nimetini elde etmeye yönelmiş iradesinde "rıza" niyeti yoktur. Bu irade ancak, kendi kısır emelini kendi nefsaniyeti çerçevesinde seferber etmiştir. Kısır niyetler, sadece kısır sonuçlar doğurur. Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak insanı eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. Tuhaftır ki, bu çorak arazi ona mümbit bir toprak gibi gösterilir. Çünkü yalnız gözü değil, yüreği de perdelenmiş olan bu insan kendi kısırlığını öyle görmek istemektedir. Yani kendi kendini aldatmaya baştan niyetli olduğundan, gerçekleşen husus sadece onun bu niyeti olmaktadır: kendini kandırma niyeti...
Acaba bu insan gerçekten böyle bir sonucun doğmasını mı istiyor kendisi için? Bunu nasıl söyleyebiliriz? Çorak arazi, ancak hakikati kabul etmekten kendini müstağni sayanlar içindir. İnsan, Rabbine dönmek için çabalar da, bazıları bunun için çabaladığını bilmez. Kendini, bu hakikati bilmekten müstağni sayar. O, her şeyi, kendi nefsi ile bu dünya arasında olup biten bir alışverişten ibaret sanır. Bu yüzdendir ki o, kendi yörüngesinde dönüp duran fakat bir türlü güneşe ulaşamayan dünyaya benzer. Hakikate ulaşacak döşenmiş bir yol varken, bu insan kendi kısır niyetinin yörüngesinin cazibesi içindedir.
Bu insan, kendi gerçek konumunun ancak rüzgârı tutmaya çabalamak gibi bir şey olduğunu, ne zaman anlar? O dönüş günü gelince, arz dümdüz uzatılıp içindekini atıp boşaldığı ve bu insan, üzerine kapıları kilitlenmiş bir ateşe atıldığı zaman… defteri dürülüp arka¬sından verildiği zaman mı?
Yeniden İnanmak-Rasim ÖZDENÖREN
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


















