Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İnsan İnsanın Yurdudur

E-posta Yazdır PDF

İnsan İnsanın Yurdudur

Şiddet birçok açıdan ele alınmakta ve şiddetin sebepleri bulunmaya çalışılmaktadır. Aslında öncelikle şiddeti nelerin tetiklediğini sormak önemli olacaktır. Modern dünyanın da etkisiyle değişen toplum yapısı, kültürün, değerin, inançların değişmesi ve bu değerlerden uzaklaşmak da şiddetin ortaya çıkmasını etkileyebilmektedir. Yaşadığımız dünyada insan yersiz yurtsuz kalmıştır.

Kuvvetli bir aidiyet yok, kendisinden büyük ve daha anlamlı mefkûrelere inanmak yok. Ne de olsa büyük anlatıların yittiği bir çağdayız. Bir kaygı çağı bu, gelecek, aile, toplum alabildiğine kaypak ve belirsiz. İnsanlar belirsizlik karşısında kaygılanır ve kolayca öfkelenir. Günümüzde var olan ekonomik problemler, işsizlik, bireylerin kendi öz saygılarını yitirmelerine, bununla birlikte aile içi problemlerin de artmasına sebep olabilmektedir.

ÖNCE AİLEYE BAKALIM

Aslında toplumdaki şiddeti incelemeden önce, toplumun en küçük çekirdeği olan aile kurumunu incelemek gerekir. Yapılan araştırmalar, şiddetin varolduğu evde yetişen çocukların, şiddeti dışarıda uygulama eğiliminde olduklarını göstermektedir. Aile üyeleri arasında yaygın olan “şiddet” yaygınlık kazanma eğilimindedir ve bu nedenle ailede yaşanan şiddet algısının kuşaklararası devam etmesine neden olmaktadır.

Çoğu ailede, şiddetin bir problem çözme aracı olarak görülmesi de bu algının değişmemesine ve büyüyerek topluma yansımasına neden olabilmektedir. Bir diğer açıdan, sanayileşmenin ardından belirginleşen modern toplumda, “ben” söylemi daha çok artmış ve rekabet duygusu ile birlikte, “güçlü olmak”, “en iyi olmak” kavramları da ortaya çıkmıştır. İnsanların en iyi olmak için sarfettiği güç ve kontrol çabası da zaman zaman agresyonun ya da şiddetin ortaya çıkmasına sebep alabilmektedir.

Çünkü şiddet uygulayan kişide güç ve kontrol arzusu mevcuttur. Toplumsal değerlerden uzaklaşma, aile yapısının dejenere olması, aile üyeleri arasındaki iletişimin gelişen teknolojiyle azalması, kitlesel iletişim araçlarının değer ve ahlâk açısından olumsuz rol model olması toplumsal değer yargılarının değişmesine ve bozulmasına neden olabilmektedir. Buna bağlı olarak da toplum şiddeti bir problem çözme aracı görmektedir.

ŞİDDET DOĞU’DA DA VAR BATI’DA DA

Yaygın kanaatin aksine şiddet sadece geleneksel ve kapalı toplumlarda gözlenmemektedir. Türkiye’de Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü’nün 2008’de yaptığı çalışmaya göre, hem Türkiye’nin Batısında, hem de Doğu bölgelerinde şiddet oranları yüksektir. Geleneksel toplumda şiddet oranının artmasının bir sebebi de erkeğin yasalardan ve ataerkil geleneklerden kaynaklanan kendisinin üstün gören konumudur. Kadın ve erkek davranışlarına karşı oluşturulan katı algı, erkeğin güç ve kontrol arzusunu eyleme dönüştürmesine sebep olabilmektedir.

Ancak şiddetin evrensel nedenlerini anlamak önemlidir, çünkü günümüze bakıldığında artık şiddetin her yerde ortaya çıktığını görüyoruz. Norveç’te yaşanan şiddet olayları, Amerika’da yaşanan okuldaki şiddet olayları, artık şiddetin yaygınlaştığını ve oranların gitgide yükseldiğini göstermekte.

ŞİDDET UYGULAYANIN KİŞİLİĞİ

Şiddeti değerlendirirken, şiddeti uygulayan kişinin özelliklerine bakmak gerekir. Şiddet uygulayan kişiler, daha düşük benlik saygısına sahip, sıklıkla terkedilmeye, kayıplara maruz kalmış, güvenlik duygusu azalmış, engellenmeye karşı düşük toleranslı, istismar ve şiddetin bulunduğu ailelerde yetişmiş, empati yeteneği zayıf olan kişilerdir.

ŞİDDET İNSANIN DOĞASINDA VAR

Aslında şiddet izole bir durum değil, sosyal ve kültürel durumlarla etkileşim içinde olan bir olgudur.Hızlı ve tepeden inme modernleşmelerin toplumlarda saldırganlığı artırması beklenebilir. Suçlu tayin etmekten önce, şiddetin ya da agresyonun aslında insanın doğasında olduğunu, fakat bunun sosyal-kültürel durumlarla etkileşim içerisine girdiğini ve bu nedenle eyleme dönüştüğünü düşünmek gerekmektedir.

İnsan doğasında gizli olan şiddete direnebildiği ölçüde kemalat yolunda ilerler. Bireyin doğasında varolan saldırganlık, değişen değerler, gelenekler, toplumsal yapı, modernleşme gibi birçok faktörden etkilenmekte ve bunların bir sonucu olarak şiddet ortaya çıkmaktadır.

KADININ MÜŞFİK DOĞASI DÜNYAYI İYİLEŞTİRİR

Değişen dünya ile birlikte kadının toplumdaki yeri, ekonomik özgürlüğü de değişmekte.Her ne kadar erkek egemen bir hayatta yaşıyor gibi görülse de artık kadınlar da toplum içerisinde görülmeye başlamıştır.

Bu sevindirici bir durumdur tabii ki. Kadının müşfik doğasının dünyayı iyileştirmesi beklenir. Ancak maalesef kadınlar da şiddetin sıklıkla kurbanı olabilmektedir. Ancak yine de aile içi şiddetin ve kadına yönelik şiddetin var olduğu durumuyla kitle iletişim araçları aracılığıyla her gün yüzleşmekteyiz.

ÇARELER ÜRETİRKEN

Kadına yönelik şiddetin son bulması için çareler üretmek tabii ki mümkündür. Bugün, kadına yönelik şiddeti engellemek için birçok çalışma yürütülmektedir. Aslında öncelikli olarak yapılması gereken şey, hem şiddete maruz kalan hem de şiddet uygulayan kişilerin bu durum ile ilgili farkındalık kazanmasını sağlayabilmektir.

Bugün çoğu kadın, şiddete maruz kalsa da bir gün bu şiddetin biteceğine dair yanlış bir inanış içerisinde olduğundan ya da şiddete maruz kaldığını dillendiremeden yaşamaya çalışmaktadır. Bu anlamda toplumu bilinçlendirmek, yasaları bu doğrultuda düzenlemek, ve halkın refahı için tüm kanallar kullanılarak bilinçlendirme çalışmaları yapmak çok önemli olacaktır. Yani şiddeti sükut suikasti ile geçiştirmemek lazım.

AİLE İÇİNDE BÖYLE ŞEYLER OLMAZ

Aslında tüm topluma şiddetin boyutlarını, anlamını, şiddeti etkileyen sebeplerin neler olduğunu anlatmak ve bu konuda yukarıda da belirttiğim gibi farkındalık kazandırmak çok önemli olacaktır.

Bu bağlamda, sadece aile üyelerini değil, kamu kuruluşu görevlerini de bu konuda bilgilendirmek önemli olacaktır. Zaman zaman “Aile içerisinde böyle şeyler olur” ifadesine sığınılmakta ve durum normalize edilmeye çalışılmaktadır. Toplumdaki tüm bireylerin farkındalık kazanması, soruna yaklaşımın değişmesini sağlayacaktır. Sadece kanunlar ve polis tedbiriyle varolan sorun önlenmeye çalışılmakta, ancak sorunun neden var olduğunu bilmemiz için yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, kanunlar ve polis tedbirinden önce toplumsal yapı iyi analiz edilmeli, toplumun çekirdeği olan aile iyi incelenmeli ve şiddetin sebepleri araştırılmalıdır. Bu sebeplere çözüm üretildikten sonra, değişim sağlanmaya çalışılmalı, daha sonra polis tedbiri ve kanunlar işleyişine devam etmelidir.

ADALET VE HAKKANİYET KÖRELMEMELİ

Daha önceden de söylediğim gibi, saldırganlık insanın doğasında var olan bir olgudur, bu nedenle bir evrenselliği olduğu inancındayım. Saldırganlığın şiddete dönüşmesinde ise biyo-psikososyal faktörler önem kazanmaktadır.

Yapılan araştırmalar da, şiddetin sosyoekonomik düzey, din, etnik köken, eğitim durumu, yaşam alanı gözetmeksizin karşımıza çıkabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, şiddet din, dil, ırk, kimlik gözetmemektedir. Bazı kültür ve anlayışlar şiddetin dışavurulmasını kolaylaştırabilir, bazı  önemler toplumsal histeri galip gelerek insanların adalet ve hakkaniyet anlayışlarını körletebilir.

İNSAN İNSANIN YURDUDUR

Uygarlık insanın kendi saldırganlığını ketleyebilmesiyle gelişir. İnsan diğer varlıklardan agresyonunu kontrol altına alabilmesiyle ayrılır. İnsanların dünyasında adalet, eşitlik gibi yüksek beyin işlevleri gerektiren soyutlamalar mümkündür. İnsanın insanın kurdu değil yurdu olduğu, diğergâm bir anlayışı çoğaltmaktan başka çaremiz yok.

Prof. Dr. Kemal SAYAR

http://www.yenidunyadergisi.com

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün408
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1365
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17095
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225836

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ
Şu anda 10 ziyaretçi çevrimiçi