Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Dergilerin Dilinden

Ne Mutlu Özgürüm Diyene!

Ne Mutlu Özgürüm Diyene!

Haydi Hep birlikte söylüyoruz

'Ne Mutlu Özgürüm Diyene!'

Özgürüm, özgürsün, özgürüz, onlar özgür, biz özgürüz, her­kes özgür. Ne mutlu özgürüm diyene. Arapçada olduğu gibi fiil çekimi yapmak değil amacım ancak bu günlerde hızla artan bi özgürlük furyasıdır gidiyor. Yeni öğrendiği kelimeyi sürek­li tekrar eden bir çocuk gibi tüm toplum özgürlükten ve özel hayattan bahsediyor durmaksızın. Ne mübarek bir kavrammış bu özgürlük ki her öğün yenilen ekmek gibi herkesin ağzında ve hiç düşmüyor. Özgürlüğü küçümsüyor değiliz ancak susuz kalmayan birinin suyun ne kadar mühim bir şey olduğunu an­layamayacağı gibi esareti yaşamayan birinin de özgürlüğün ne denli mühim bir şey olduğunu bilemeyeceği kanaatindeyim. Sözü uzatmayayım nerden buraya geldik anlatayım.

Son zamanlarda görüşmeye gelen danışanlarımdan artık gına geldi diyecek kadar çok duymaya başladım bu özgürlük sevda­sı hikâyelerini.

Şöyleki;

Bir Kadın danışanım eşinin son zamanlarda telefonuyla sürekli bir şeyler yazdığını ve telefonuna şifre koyduğunu, neden şifre koydun diye sorduğunda; 'benim hiç özelim olmayacak mı? Çok sıkıyorsun beni, özgürlüğümü kısıtlıyorsun dediği ifade ediyor.

Bir başka kadın danışanım eşinin bilgisayarın başından kalkmadığını, bi fesatbook (facebook) hastalığına yakalandığı ve yanına gidince hemen kapattığını, merak ettim ne yazı dediğinde; 'ne kadar meraklısın iş yerinden arkadaşlarla yazışıyoruz, her şeyi bilmek zorunda mısın özgürlüğümü kısıtlat dediğini' söylüyor.

Bir başka danışanım; 'eşim bu aralar çok değişti. Elindeki telefonda ne buluyor anlamıyorum sabahlara kadar oturma odasında onunla ilgileniyor yatmaya bile gelmiyor. Ben iki Dakka bir şey soracak olsam yorgunum darlandırma beni, rahat bırak diy or' diye şikâyetini dile getiriyor.

Bunlara benzer yüzlerce şikâyet alı­yorum. Yazmakla bitiremem ancak çok farklı bulduğum şu şikâyeti de hem gü­lerek hemde halimize üzülerek sizlerle paylaşmak istiyorum. Anne olan bir danışanım kızının eline telefonu alıp takır,takır,takır mesaj yazdığını ve saatlerce elinden bırakmadığını, felç geçirmesinden korktuğu ve notlarının daha da düşmesini istemediği için telefonuna el koyduğunu söylüyor. Kızı hemen annesini özgürlüğünü kısıtlamakla suçluyor. Mesele burada bitmiyor zamanla anne kızının helada fazla kaldığını fark ediyor. Her geçen günde bu süre artarak devam ediyor. Kızına sorduğun­da kabız olduğunu öğreniyor(l). Doktora götürmek isteyince kızı; 'gerek yok, ben iyiyim' dese de anne kızının sağlığın­ın endişe ettiği için zorla götürüyor. Doktor patolojik bulguya rastlamadığını psikolojik bir sebepten kaynaklanabileceğini söyleyip ilaç yazıyor. Ancak anne kızının ilaçları içmediğini fark ediyor. Sonra şüphelenip kızını takibe alıyor. Anlıyor ki kızı helâda arkadaşından aldı­ğı telefonla facebooka giriyor. 'Telefonu elinden aldığım gün kabızlık bitti ho­cam' diyor. Ne kadar trajikomik bir olay.

Bütün bu olaylara baktığımızda gizle­nen, ailede ve toplumda kabul görmeyen ilişkiler ön plana çıkıyor. Biraz me­rak edildiğinde ise hemen özel hayat ve özgürlük safsatası öne çıkarılıyor. Kim­senin özgürlüğüne karşı değiliz, özel hayatına karışma gibi bir derdimiz de yok. Ancak dünyada hiçbir şey sınırsız değildir. İnsan ömrünün bile sınırlı oldu­ğu bir ortamda sınırsız özgürlük denilen şey, olsa olsa sorumsuzluktur. Sorum­suzluk ise yalnızca hayvanlara ve bitki­lere mahsustur. Mesela özgür bırakılan bir öküze neden komşunun bahçesine girdin diyemezsin. Yine bakımını yapmadığın bir ağaca neden dallarından kalın odun çıkmıyor diyemezsin. Dolayı­sıyla sınırsız özgürlük yani sorumsuzluk öküzlere ve odunlara özgü bir haktır, insanoğlu için geçerli olamaz.

Her insanın bir kişisel alanı vardır ve sınır ihlaline uğramamalıdır. Ancak bu alan kişiye ve yakınlık derecesine göre değişir. Örneğin Meryem isimli bir kızın komşularının oğluna olan kişisel alanı 10 metreden başlıyorsa, dayısının oğluna 5 metre, abisinin oğluna 2 metre, abisine 1 metre ve annesine ise mahremiyet ha­riç 0 metre denilebilir. Eşlerin birbirine karşı kişisel alanı ise anneye olandan daha dardır. Dolayısıyla bir gencin anne babasına karşı sınırsız bir özgürlüğü olamaz. Yine eşlerin birbirlerine karşı özgürlük alanları yok denecek kadar azdır. "Özel hayatım olmayacak mı? Özgürlüğüm kısıtlanıyor" tarzı ifadeler yapılan yanlışın önüne, çekilen setten başka bir şey değildir. Ne acıdır ki bu so­runlar moda ifadeyle muhafazakâr aile­lerde hatta mütedeyyin ailelerde de çok sık karşılaştığımız sorunlar haline geldi.

—Çözüm ne?

—Beslenme ama soğan ve ekmekle değil.

Eşlerin mutlaka haftalık bir sohbet grubunu takip ederek manen beslenmeleri ve bir teşkilata mensup olup ev dışında da otokontrollerini sağlamaları lazım. Çocuklarımızı da nasıl ki okula devamsızlık yaptıklarında telaşlanıp takibe alıyorsak, haftalık sohbetlerine gitmediklerinde de onlara aynı tepkileri verebilmemiz lazım ki bilinçlenip şuurlansınlar.

Ayrıca zamanın tek sermayemiz oldu­ğunu her geçen saniyede durdurulamaz bir erimeyle azaldığını ve sınırsız mesaj, sınırsız internet yada sınırsız facebook paketlerinin tam bir aldatmaca oldu­ğunu, onu kullanmak için gerekli olan ömrümüzün sınırlı olduğunu hem eşle­rimize, hem çocuklarımıza, hem de ida­recilerimize anlatmak gerekiyor. Çünkü gereksiz yere bunlara ayrılan zaman eşe ayrılacak zamandan çalıyor dola­yısıyla mutluluktan çalıyor. Yine derse ayrılacak zamandan çalıyor dolayısıyla başarıdan çalıyor. Sonuçta mutsuz aile­ler toplumun huzurunu bozuyor, başarı­sız çocuklar ülkenin kalkınmasına katkı sağlayamıyor. Huzursuz ve gelişmeyen bir ülke ve toplum olmaya doğru adım adım gidiyoruz. Bu sebeple devletinde bu sınırsız (hırsız) paketlere memleke­tin bekası için bi sınır çekmesi gereki­yor.

Ülkeme sahte arkadaşlıklardan vazge­çip hayat arkadaşlarına zaman ayıran eşler, sınırsız mesajlara kapılmayıp derslerine çalışan gençler ve bu gidişatın farkında olup tedbir alan idareciler diliyorum.

http://www.anadolugenclik.com.tr/

Abdülaziz YILMAZ- Uzman Psikolog

 

Her şey üstüne üstüne geliyorsa 6 şeyi yap

Her şey üstüne üstüne geliyorsa 6 şeyi yap

• Her şey üstüne üstüne geliyorsa 6 şeyi yap
• Yenilikten kasıt 26 şey Taktikler ve uygulama sırları •... <
<

KEDİ TERAPİSİ

KEDİ TERAPİSİ

KEDİ TERAPİSİ

DR MUSTAFA REYHANLI

İnsanlar kedilere güvenli ve emin bir alan sağlar, sürekli lezzetli ...

Hayat nedir?

Hayat nedir?

Taklit değil, tarif bile edilemeyen bir mucize Hayat nedir?

ÜMİT ŞİMŞEK

"Nasıl olur da Allah'ı inkâr e...

Enerji dolu erkek çocukları ve fiziki gelişimleri

Enerji dolu erkek çocukları ve fiziki gelişimleri

Gelişim, anne karnında başlayan ve ölüme kadar süren her alandaki değişim ve gelişmedir. Gelişimin e...

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 6

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün408
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1365
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17095
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225836

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ
Şu anda 10 ziyaretçi çevrimiçi