Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Tarih Ve Biz

Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar

Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar

Yaşı yeterince olgun olanlar hatırlarlar

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede mahalleler varmış.
Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş.

Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermis.


Kavga etseler de kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış.
Herkeste paylaşma duygusu, sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.

O zamanlar çocuklar okula servis ile değil, köşe başında buluşarak giderlermiş.
Onların yolunu gözlememiş evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dersanesi, hazırlık kursları. Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV'yi,Interneti, cep telefonunu, tetrisi, nintendoyu...

Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbet etmeyi, hatıra defterleri doldurup sevgileri kesfetmeyi.

Bilirlermiş horoz şekercisini, elleri kirli macuncunun tornavida ile koyduğu rengarenk macunları.


Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra bir ıslıkla tekrar aşağıya kukalı saklambaca kaçmayı.

Bilirlermiş o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı, küsmeyi, ayni kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuş, kaybedince kapısı, Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakcı'nın dişlerini...


İc içe konan naylon topları, taştan kale direklerini.
Üc korner bir penaltıyı.
Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını....

Otobüsteki biletçinin lastik silgi sarılı kalemini, yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı...
Evlerin arkasındaki odun kömur depolarını.
Yakar topun yakışını. Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı.

Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkardığı kahramanı-odleği.
Kan kardeşliğini, ip atlama, lastiğe basma, topaç virtiözlüğünü, çelik çomağı, kırılan camları, toplanan paralari...
Açık hava sinemalarını, frigo buzu...

Sonra zamanla bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış.

Yaşlar ilerledikçe bu birliktelik, koruma kollama duyguları bu mahallenin çocuklarının başlarına çok işler açmis.
Daha sonra işsizlik, hayat pahalılığı, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmiş.

Çocukları mı?

Çocukları şimdi koca koca apartmanların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içinde ve yalnız yaşıyorlar.
Anneleri babaları onları çok seviyor.
Beta kapmasınlar diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.

Hafta sonları hep beraber Karum ya da Galleria'dalar.
Okul servisleri çocukları neredeyse yataklarından alıyor.
Çocuklar trafik kaygısıyla, koşedeki markete dahi gönderilmiyor.

Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dersane reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.
Seksek oynamayı degil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.
Hayata açılan pencereleri Windows 95, 98......
Onlar ekrana, ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor...

Ve şehrin dışında ağaclar; tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.
Paylaşmayan, yalnız, bencil, kafesler içinde, gürbüz, güvendeki çocukları...

Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış, dizlerinde yara kabukları olmamış çocukların...

KUŞ KADAR CAN İÇİN…

KUŞ KADAR CAN İÇİN…

KUŞ KADAR CAN İÇİN…

Devlet-i Aliye-i Osmaniye'nin yıkılmaya yüz tuttuğu son demlerinin birinde, yaşlı bir vezir, Kıbrıs'a sürülmüş ve orada zindana atılmıştı.

Aradan çok zaman geçmeden de elinde idam fermanı ile bir cellât çıkagelmişti.

Zindancıbaşı suçsuzluğunu ve iftiraya uğradığını Öğrendiği eski vezire şu teklifte bulundu:

Sana benzeyen bir ihtiyar mahkûmu idam edeceğiz. Sen de kayıplara karışarak hayatını kurtarırsın.

Yılları devlet hizmetinde geçmiş onurlu vezir, şu cevabı verdi:

Kuş kadar bir can için beni devletimize asi mi edeceksin? Gönder cellâdı, aldığı emri yerine getirsin!

Sorumluluk duygusu yüksek kimseler, şahsiyetlerini ve onurlarını, canları pahasına da olsa korumaktan geri durmazlar.

AİLEMLE HER GÜN BİR HAYAT DERSİ ÖĞRENİYORUM-Mehmet Dikmen

İstanbul'a Egemen Olan Dünyaya Hükmeder

İstanbul'a Egemen Olan Dünyaya Hükmeder

'İstanbul'a Egemen Olan Dünyaya Hükmeder'

Altı şehrin İslam kültür ve tarihinde apayrı ehemmiyeti vardır. Bu altı şehir Mekke,, Medine, Kudüs, Bağdat, Şam ve İstanbul'dur. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı öncesinde bu altı kentin hadimidir. Ne yazık ki savaştan sonra elde sadece İstanbul kalacaktır. Çanakkale Mu­harebelerinde hedef ise İstanbul olmuştur.

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanak­kale Boğazını savaş gemileriyle zorlayarak aşma böy­lece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir. Özellikle son yüzyıl içinde Osmanlı toprakları batılılarca yağmalanmaktaydı ve bu politikalar sonucunda Osmanlı, Balkanlardan çı­karılmıştı; İstanbul üzerindeki kavga ise sürüp gidiyordu. I.Napolyon'un "Asıl büyük sorun şu oluyor; İstanbul'a kim egemen olacaktır" şeklindeki değerlendirmesi İstanbul’un Önemini açıklıyordu.

Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerin­den Almanya'nın, "Drang Nach Osten (doğuya doğru) politikası", Rusya'nın ılık denizlere ulaşma emelleri; İngiltere'nin, "denizlere egemen olan dünyaya hâkim olur" teorisine dayanarak, özellikle XIX. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya'nın Akdeniz'e çıkmasını engelleme siyaseti, hep boğazlarda ve İstanbul da düğümlenmek­tedir. İstanbul'un bu tartışma götürmez önemi konu­sunda Napolyon "İstanbul bir anahtardır, İstanbul’a egemen olan dünyaya hükmedecektir "çünkü İstanbul, dünyanın başkentidir. Denizlere hâkim olan dünyaya hakîm olabilir", ama Çanakkale'ye asla...

Einstein'dan bin küsur yıl önce

Einstein'dan bin küsur yıl önce

Einstein'dan bin küsur yıl önce

Miladî 820'de Harran’deki med­resede müderrislik (profesör­lük) yapan ve ömrü boyunca fizikten kimyaya, astronomiden mate­matiğe kadar bir çok ilim dalında iri­li ufaklı 826 kitap yazan büyük alim Cabir b. Hayyan bir eserinde "Madde yoğun enerjidir. Bu yüzden Yunan fizikçilerinın maddenin bölüne bölüne bölünüp parçalanmaz en küçük par­çayla san bulduğuna ve kitlenin bu sa­yısız parçalanmalardan meydana geldiğine dair iddiaları yanlıştır. Onların cüz-i lâyetecezzâ (parçalanmaz en küçük parça, Yunanca atom) adını verdikleri  bu nesne de parçalanabilir ve bundan kudret (enerji) hasıl olur. Bu öyle bir kudrettir ki, bir habbeciğin bu şekilde  parçalanması  Allah saklasın Bağdat gibi bir şehri yok edebilir “ diyerek atom fiziğin babası sayılan Einstein’den  bin yıldan  fazla süre evvel atomun parçalanabileceğini  bundan bir şehri yok edebilecek enerji hâsıl olacağını izah etmişti

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 10

Giriş Menü

             | 

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün399
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1356
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17086
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225827

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ

Seçme Yazılar

Resim
İnsan olmak kolay değil
İnsan olmak kolay değil Kuyuya düşen leşi çıkarmadan kuyuyu temizlemeniz mümkün olamaz. Bu durumda...
Resim
Allah sevgisinin alâmeti nedir?
Allah sevgisinin alâmeti nedir?Allah sevgisinin alâmetlerinden birisi, devamlı olarak kalp ve dili ile Allah’ı...

Günün Sözü

Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük.
Ebû Said Hasan Basrî -
Şu anda 10 ziyaretçi çevrimiçi