ÇANAKKALE MAHŞERİNDEN İBRETLİK CÜMLELER
Gaziler Anlatıyor
Gazi Mustafa Konar
20 yaşımda gittim askere. 7 yılda döndüm köyüme. Ben köydeyken seferberlik ilan edildi. Kapalı kâğıtlar geldi. Kim var kim yok, herkes çantasını kaptı gitti. Ben de Çanakkale'ye gittim. Kabatepe taraflarından ateş sesleri geliyordu. Düşman Seddülbahir'e çıktı. Biz bir sabah karavanayı yemeden silah başı yaptık. Palamutluk'un içinden Kocadere'ye geldik. Burada hiç yara almadım. Ama yanı başımda ne kadar insan öldü. Hep gördüm. Arkadaşımdılar. Bizim köyden 20'ye yakın insan gittik. 4–5 kişi geriye ancak geldik. İstihkâmların içi şehit dolardı. Arpa demeti gibi yayılır kalırlardı.
Gazi Mehmet Çavuş
Bizim bölüğümüzden avcı hattına birtakım çıkardılar. Biz de onun gerisinde istirahat ettik. Sonra akşam oldu. Hepimizi topladılar. Yola çıktık. Yolda askeri durdurdular. Asker birbiriyle helalleşti. Zabitan emir etti. Biz de hep helalleştik. Sonra yola çıktık. Yolun kenarına çantaları çattık... Sonra bir emir geldi, "Hücuma hepsi bir kalkacak" diye. O emir mucibinde hepimiz hücuma kalktık. Hücuma kalktığımızda hepimiz, "Allah, Allah!" diye bağırıyorduk. Biraz ileri varınca bomba atmaya başladılar.
Çok şiddetli ateş oluyordu. Bizden de onlardan da... Yaralı düştüm. Tekirdağ Hastanesi'nde 8 gün ağır yattım. Sonra yine Çanakkale cephelerine döndüm. Kirte'ye gittim. Orada üç yerimden yaralandım. Biri kafamdan. Hâlâ parça kafamda duruyor. İki tanesi de sağ ayağımdan.
Gazi Mehmet Boz
Önce Arıburnu'nda, daha sonra İran taraflarında Ermeni Ruslara karşı muharebelere girdim. Hem makineli tüfek kullandım, hem de mavzer. En çok mavzer kullandım. 13. Fırka'daydım. Abdurrahman Efendi vardı. Yüzbaşımızdı. 60 kişi gitti buradan Arıburnu'na. Bir ben geldim geriye. Arıburnu'nda çok harp yaptık. Kumdere'de arkadaşlara, "Kaldırmayın kafanızı diyorum. Gâvuru göreceklermiş. Kaldırdılar kafalarını, yediler kurşunu. Boyladılar Kumdere'yi.
Gazi Mustafa
Ben gızgından bilmedim yaralandığımı. Arkadaşlar dedi "Sen yaralanmışsın Mustafa Onbaşı. Yeninden kan sızıyor." Bir de baktım, parmağım yok. O ateşin içinde öleceğini kalacağını bilemiyorsun. Zabitlerimiz bize tembih ederlerdi:
"Oğlum, salaten tüncine'yi okuyun!"
Bilenlerimiz okurdu. Bilmeyenlerimiz de tekbir alırdı.
Kuşlar vardı yeşil yeşil. Ateşin arasında gezerlerdi. Sonra zeytin ağaçlarına konarlardı. Başka bir şey görmedik. İşte o zeytin ağaçlarını kurşun, gülle kırmış, yıkmış, dalını, budağını karıştırmış. O yeşil kuşlar oraya konarlardı. Kurşun murşun Allah tarafından onlara dokunmuyordu.
Yarbay Şefik Aker
Erlerimin yüzlerine topluca baktığım zaman, metin çehrelerine, gürbüz vücutlarla karşılaşırdım. Hepsinin gözlerinden yiğit ırkımın müstesna vasıflarını okurdum. Düşmanlara yenilmeye tahammülleri yoktu. Savaşmanın şiddetinden ve cefasından yılgınlık göstermezlerdi. Hepsi milleti ve yurdu uğrunda fedakâr, cesur, gayretli ve itaatli insanlardı. Şefkat duyguları yüksek kimselerdi. Vazifeye bağlı, fedakâr ve atılgan gençlerdi. İçlerinde öyleleri de vardı ki, fikren de, tahsil yönünden de kendilerini yetiştirmişlerdi.
Kurtuluş savaşı ve Çanakkale de savaşan
Kahraman öğrenciler- Ö.Faruk RECA
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

















