Eyvah! Çocuğuma din eğitimi vermede geç kaldım
Eğitimde başarı birçok etkene bağlı olarak gelişen bir süreçtir. Bu etkenlerden en önemlisi de çoğu zaman ihmal edilen zamanlamadır. Çünkü ihmal edilerek zamanında verilmeyen eğitimin ilerleyen yaşlarda verilmek istenmesi birtakım önemli sorunlara s
ebep olabilir. Bu din eğitiminin verilmesinde de dikkate alınması mutlaka zorunlu olan bir gerekliliktir.
Çocuğa din eğitiminin verildiği ilk yer ailedir. Kendini dini yönden iyi yetiştiren aynı zamanda çocuklarına da dini bilgileri aktarmayı çok iyi bilen anne-baba, çocuk için en güzel öğretmendir.
Özellikle ergenlik çağının çocuğun din eğitiminde önemli bir yeri vardır çünkü ergenlik çağı hem din, hem ahlak eğitiminde, hem de çocuğun sosyalleşmesinde önemli bir süreçtir. Çünkü ergenlik çağı çocuğun aynı zamanda sorgulama çağıdır. O güne kadar kendine kazandırılan davranışları, iyilik ve kötülüğü, doğruluk duygusunu, ahlaki erdemleri, dini bilgileri o zamana kadar ve gelecek zamanda etkili olacak değerler dünyasını muhakkak sorgular.
Çocuğunuza asla baskı yapmayın
Din eğitimi verilirken çocuğun istemediği yöntemlerle din eğitimi verilmesinden mutlaka kaçınılmalıdır. Çocuğun ergenlik döneminde “Ben bu bilgileri annemin veya babamın zorlaması ve baskısı ile öğrenip uygulamıştım.” dememesi gerekir. Çocuk eğer böyle diyecek şekilde yetiştirilmişse muhtemelen o güne kadar baskıyla elde ettiği hemen hemen tüm davranışları bırakacaktır. Özellikle de kendi kişiliğini ve ekonomik bağımsızlığını elde ettikten sonra da kendisine zorla kabul ettirildiğini düşündüğü her şeyi elinin tersiyle itecektir. Bu nedenle verilen din eğitiminin bu sorgulama sürecinde dimdik ayakta kalacak şekilde verilmesi gerekir.
Her işimizde Allah rızası olmalıdır
Zamanında din eğitimi alamayan bireylere ergenlik çağına ulaştıklarında din eğitimi verilmesi elbette ki oldukça zordur ancak imkânsız da değildir. Bu kimselere din eğitimi verilebilmesi için ilk adım olarak bunların böyle bir eğitime ihtiyaç duymalarını beklemek veya gözlemek gerekir. Eğer bu ihtiyaç kendilerinde beliriyor ve bir araştırma içine giriyorlarsa ilk olarak o kimselere yaptığı her işte bir Allah rızası yönünün olduğunu göstermek ve bunu ona hissettirmek gerekir.
Bunların ille de ibadetler gibi dini faaliyetler olması da gerekmez mesela bir kimse anne-babasını, akrabalarını sever. Ona, bu sevginin içinde Allah rızası olduğunun söylenmesi, yoldan geçen bir insana selam verip ‘Günaydın’ derken bu davranışta da Allah rızasının bulunduğunu akıldan çıkartmaması tavsiyesi bu şartlar altında verilen eğitimin başlangıcı olabilir. Yani insanın yaptığı her güzel işte Yüce Allah’ın rızasının bulunduğunu o kimseye hissettirmek gerekir. Günlük hayatta, otururken, kalkarken, yemekten önce ve sonra ellerin yıkanmasından dişlerin fırçalanmasına hatta insanlara gülümsemesine, onların gönlünü almasına kadar yapılan her işin Peygamberimizin sünneti olduğu anlatılmalıdır. Bunları yaptığında da “Sen Allah Resulü’nün çok önemli bir sünnetini yerine getiriyorsun. Bunları yaparken de büyük sevap kazanıyorsun.” diyerek onları dini düşünce ve tavırlar kazanmaya özendirmek gerekir.
Düzenli bir insanın günlük yaşantısının çoğunda İslami yönler mutlaka vardır önemli olan bunların o kimseye hissettirilerek, ona dini heyecanlar yaşatılmasıdır. Dini etkinlikler içerisinde bulunan kimsenin takdir ve teşvik edilerek yapmış olduğu güzel işten dolayı sevilmesi, takdir edilmesi, başarılarından gurur duyulması ve bütün bunların da ona hissettirilmesi her gelişim çağında olduğu gibi hatta daha fazla ergenlik döneminde mutlaka olumlu sonuçlar verecektir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


















