Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Tenkit çok tehlikeli bir kıvılcımdır!

E-posta Yazdır PDF

İnsanları idare etmenin teknik esasları

Tenkit çok tehlikeli bir kıvılcımdır!

Yıllarca birçok cinayet işlemiş insanları sindirerek haraca bağla­mış, bir sürü soygun yapmış in­sanlar bile suçlu olduklarına inan­madıklarına göre sizinle hergün görüşen insanlar, tenkitlerinizin doğra olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe yarayacak mıdır?

Bütün tenkitler yuvalarından uçan gü­vercinler gibi yuvalarına dönmeye mah­kûmdurlar.

Tenkit insanın en çok değer verdiği benliğini yaralıyor, onun hiddetlenmesine sebep oluyor.

Alman Ordusu'nda hiçbir asker olayın hemen sonrasında şikâyette bulunamaz. Önce hiddeti yatışacak, olayı daha soğuk­kanlı değerlendirebileceği bir zaman ge­çecek, sonra şikâyette bulunabilecektir.

Karısı veya başkaları iç harp sırasında Güney halkı için ağır sözler sarfettiklerin de Lincoln şöyle diyordu: "Onları tenkit etmeyiniz. Aynı şartlar içinde bulunsaydık, aynı şekilde hareket edebilirdik."

Dünyadaki karışıklıkların ve anarşinin sebeplerinden biri de kendisi düzeltilme­ye muhtaç insanların dünyayı düzeltmeye kalkmalarıdır. Konfüçyüs der ki: "Evini­zin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikâyet etmeyiniz."

Çok tehlikeli bir kıvılcımdır tenkit. Bu kıvılcım bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilâk ettirebilir.

Büyük adam, küçük adamlara karşı ta­kındığı tavırlardan anlaşılır.

 İnsanları idare etmenin büyük sırrını uygulayın!

İnsanlara iş yaptırmanın en kestirme yolu, insanlarda o işi yapma arzusu uyandırmaktır. İnsanlara tehditle, zulümle, ka­ba davranışlarla da iş yaptırmak müm­kündür ama bu tarz davranışların, katlan­manız gereken ağır neticeleri vardır.

Samimî bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemeyiz? Hangimiz bulduğumuz zaman reddederiz?

Yoksul bir bakkal çırağını bir evin dö­küntüleri arasında bulduğu hukuk kitapları­nı okumaya sevkederek sonunda onu Lin­coln yapan duygu, önemli olma arzuluydu.

G. Washington kendisine Haşmetli Bir­leşik Devletler Başkanı denilmesini ister­di. K. Kolomb Okyanus Amirali ve Hin­distan Naibi unvanını işlemişti. İmparatoriçe Büyük Katerina üzerinde İmparatoriçe Hazretleri yazmayan zarfları açmazdı.

Bazı ilim adamlarına göre yaşadığımız dünyada önemli olma fırsatı bulamayanlar kendilerine ayrı bir dünya kuruyorlar. O dünyada çok önemli biri olarak yaşıyorlar.

Ben insanlara heyecan verebiliyorum. İnsanın yeteneklerini geliştirmesi ve kullanması, takdir ve teşvik edilmesine bağlıdır. İdarecilerin tenkitleri kadar insanın çalışma ve başarma ihtirasını öldüren birşey yoktur. Ben insana hız vermek için onu överim. İnsanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Beğendiğim birşeyi takdir etmekte gecikmem. Bundan da zevk alı­rım. Ünü, makamı ne olursa olsun tenkit yerine iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiçkimse tanımadım.

Burada kendisinden daha akıllı ve yete­nekli insanları etrafında toplamayı bilen bir adam yatıyor.

İnsanların iyi taraflarını düşünelim. Bunları takdir edelim. Takdirimizi söyle­yelim. O zaman bu sözleriniz siz öldükten ya da söylediğinizi unuttuktan sonra bile söylediğiniz insanlarda yaşarlar.

Oltaya uygun yem takmayanlar balık tutamazlar!

Ben kremalı çilekten hoşlanırım. Balık­larsa kurt yemeyi seviyorlar. Onun için Maine üzerinde balığa çıktığımda oltaya kremalı çilek takmayı aklımdan bile geçirmem Oltamdaki kurtlara koşan balıkla­rı kolaylıkla avlayabilirim. İnsan­ları elde etmek için de ayrı yolu takıp etmek mecburiyetindeyiz. İşte vazgeçilmez kural: Oltaya doğru yemi takmak...

Bir insanı etkilemenin biricik çaresi, onun istekleriyle ilgilen­mek, onun isteklerine değer vermek, onun isteklerinin önemini kabul etmektir.

Oğlunuza saatlerce sigara içmemesini istediğinizi anlatsanız ne elde edebilirsi­niz? Sizin bu isteğiniz onu niçin etkilesin? Siz onun isteğini ön plâna çıkarın. Oğlu­nuz futbolu çok mu seviyor? Ona sigara iç­tiği takdirde iyi bir futbolcu olamayacağını anlatın. Kendi isteğinin gerçekleşemeyece­ği ihtimali onu daha çok etkileyecektir.

Prof. Harry A, Averstreet şöyle yazar: "Davranışlarımızın kaynağı arzu ve isteklerimizdir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun, başkalarında kuvvetli bir istek meydana getirebilirseniz insanlar yanınızda olur. Bunu başaramayan yal­nızlığa mahkûmdur."

Carnegie ilk oğlundan uzun zaman mektup alamadığı için üzgün olan baldı­zına "Endişelenme!" demişti!” Şimdi on­lara bir mektup yazacağım ve derhal ce­vap gelecek!” Carnegie annelerini ihmal eden çocuklara bir mektup yazdı ve zarfın içinde para yolladığını söyledi. Derhal ce­vap geldi: "Mektubunuzu aldık. Ama zar­fın içinden para çıkmadı"

Yarın siz de belki başkasına birşey yaptırmak isteyeceksiniz. Kendinize so­run: "Bu adamın (veya bu kadının) bu işi yapmak istemesini nasıl sağlayabilirim?"

Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve onun gözüyle görebilmektir. Kendisini başkalarının yeri­ne koyup onları anlayabilen kimsenin geleceği için endişe duymasına gerek yoktur.

İnsan tabiatının en zarurî ihtiyacı ken­dini tanımak ve ifade etmektir. Dole CARNEGIE

Delikanlı yetiştirmede püf noktalar

Adı üzerinde: Delikanlı. Kız çocuklar için böyle bir tabir yok, demek deli­kanlılık zor bir dönem ve onların eği­timinde ana-babalara büyük görevler düşü­yor. Kısaca delikanlı yetiştirmek zor zanaat!

Kan kırmızı, kırmızı heyecan ve canlılık rengi... Bir de bunu "deli" sıfatıyla ifade edersek konunun hassasiyeti ortaya çıkar.

Delikanlıları ruh ve beden sağlığı bakı­mından geliştirip eğitmek için yapılması gereken çok şey var. Bu yazımızda ana-babaların en gerekli ve hassas adımları atma­larını sağlamaya çalışacağız. İşte delikanlı yetiştirmenin püf noktaları:

1.Onu iyi tanıyın re anlayın: Birçok ana-baba çocuğunu iyi tanıdığını iddia eder ama toplumumuz çocuklarını ancak 30’lu yaşlarda (20'li yaşlarda bile değil!) farkedebilen ebeveynlerle doludur. Delikanlıyı doğru tanımanın ve keşfetmenin yolu, on­daki baskın yeteneğin farkına varmaktır. Ayrıca evde problem olarak yansıyan bir­çok davranışı onun baskın yeteneğinin ipuçlarını verir. Hobiler ve havailer de böy­ledir. Ana-baba tıpkı bir pedagog ve psiko­log gibi delikanlıyı etraflıca tanıyıp keşfedebilirse yaşanması muhtemel birçok çatış­ma yerini sağlıklı gelişime bırakacaktır.

2.Ona ve özelliklerine saygı duyun: Saygı sadece çocukların büyüklerine gösterecekleri bir davranış değildir. Günü­müzde erken sosyalleşme olduğundan ana- babalar ve diğer aile büyükleri çocuğun ki­şilik özelliklerine; meşru hayal, istek ve beklentilerine saygıyla yaklaşmalıdır. Bu ne demektir? Meselâ internette kendi web sitesini hazırlamak isteyen bilgisayar me­raklısı çocuğa belli disiplin içinde elden gelen her katkı sağlanmalıdır. Yeni bir ya­zlım üretmek üzere olduğunu söyleyen de­likanlıya "Her iş bitti, iş Bill Gates olmaya mı kaldı?" deyip onu azarlamak fevkalâde vahim sonuçlar doğurur. Hatta aile büyük­leri mümkünse delikanlıyı bu konuda yet­kili ve etkili kişilerle tanıştırmalı, gerekli motivasyonu vermelidir. Ana-baba başara­bilirse Bill Gates'in mail adresini bulup ço­cuğa vermeli, onun "çağın dâhisi" yle mailleşmesini sağlamalıdır (Erzurumlu Mah­mut Koyuncu’nun yaptığı gibi).

3.Önemli sorumluluklar verin: Sorum­luluk özellikle delikanlıyı inanılmaz dere­cede geliştirir, yetiştirir, heyecanlandırır. Şirkette sorumlulukları elemanlarıyla pay­laşan patron nasıl verimliliği yakalıyorsa, ailede de ana-baba bazı sorumlulukları ço­cuğa yüklemeyi bilmelidir. İleri yaşlarda bile ailesine bağımlı delikanlının bu karak­terinin altında herşeyi kendileri yapmaya kalkan ana-babalar vardır. Uzmanlar ebe­veynlere daha İleri giderek çocuğa arasıra başından büyük işler vermeyi, boyunu aşan sorumluluklar yüklemeyi tavsiye etmekte­dirler Bu yaklaşımla tahmin edilenden da­ha harika sonuçlar alındığı görülmüştür. Geleceğin verimli, üretken, zeki, becerikli, çözümcü delikanlısı ancak böyle yetişir.

4.Onunla arkadaş ve sırdaş olun: Bu tavsiye, delikanlı yetiştirmede en can alıcı özelliktir. Kendinize sorun bakalım: Oğlu­nuz zaman zaman size sırlarını büyük bir samimiyetle açabiliyor mu? Yani sizinle gerçek bir arkadaş mı? Yoksa herşeyi kırk elekten geçirdikten, kılı kırk yardıktan, iyi­ce sansür ettikten sonra korka çekine mi söylüyor size? Kaliteli ana-baba olmanın ölçüsü, bu soruya verilecek cevapta gizli­dir. Anasını takmayan, babasından korkup kaçan, hatta nefret eden çocuğun kabahati yoktur; suçlu kendilerini öcü gibi gösteren aile büyükleridir.

5.Delikanlılık enerjisini olumlu şekilde harcamasını sağlayın: Delikanlı tam bir enerji deposudur. 40-50 yaş arası 15, 50-60 yaş arası 25 kişinin enerjisinin tek başına bir delikanlıda bulunabileceği bildirilmek­tedir. Sultan Fatih'in 21 yaşında gencecik bir padişah olarak İstanbul'un fethi için ser­gilediği dinamizmi düşünün. Arif Nihad'ın "Küçük görme, hor görme delikanlın ken­dini!" mısraı buna işaret etmektedir. Unu­tulmamalı ki, her delikanlıda destanı ezbe­re okunacak bir enerji ve başarı potansiyeli vardır. Marifet büyük ustalıkla bunu ortaya çıkarmak ve geliştirmektir.

6. Problemlerim büyütmeyin, ona karşı kırıcı olmayın: Çözümü her zaman siz baş­latın, hatalara sağduyuyla yaklaşın ama kıs­sadan hisse alınmasını da sağlayın. Bugün önemli başarıların zirvesindeki şahsiyetle­rin çoğu, delikanlılık döneminde problem deposuydular. Meselâ Michael Dell’in ha­yat hikâyesini okursanız, "Bir çocuk ancak bu kadar problemli olabilir!" demekten kendinizi alamazsınız. Gelişmiş ülkelerde problemli gençler için özel okullar vardır, eğitimciler evde ve okulda karşılaşılan problemli gençlerin aslında ana-babalar ve öğretmenleri için büyük nimet olduğunu savunmaktadırlar. Delikanlınızın problem­lerini büyütmeyin, habbeyi kubbe yaparak kırıcı tavırlar sergilemeyin. Kinci tavır ha­tadan ders almayı zorlaştırır, fazla ileri gi­dilirse inatlaşmaya ve büyüklere kin besle­meye yol açar. İradesine hâkim olamayan günümüz nesli, kendisine hâkim olamayan ana-babaların yanlış eğitimlerinin acı neti­cesidir. Halbuki empati yapabilen ana-baba kolay kolay kırıcı olmaz ve delikanlıyı mum gibi eritir; daha sonra da istediği şek­le sokar.

Dr. Nilgün SOYSAL

AYRİCA ŞUNLARA DİKKAT!

* Delikanlıyı asla aşağılamayın, onunla şahsiyet yarışına girmeyin* Televizyonu ve interneti geliştirmek için kullanmasına yardım edin, onlardan zarar görmesini engelleyecek şuuru oğlunuza aşılayın*Ne yaptığını, nereye gittiğini, kiminle beraber olduğunu denetleyin ama bunu ustalıkla yapın. Çocuğunuz kendi kendisinin polisi olabilmelidir. Önce ipi sağlam kazığa bağlayın, sonra tevekkül edin. * Günümüzde delikanlıların zarar göreceği çevreler çoğalmıştır, belli başlı standart eğitim seviyesini kazanamamış gençlerin bazı tuzaklara düşme tehlikeleri fazladır. Dikakt!* Gönül aşk ve meşk durumlarında paniklemeyin, tereyağından kıl çeker gibi bir hassasiyetle davranın. Önce bir süre bekleyin, gelip geçici bir şey yaşanabilir; hemen parlamayın. Şayet iş uzun sürerse konuyu onunla bir arkadaş gibi konuşup halledin. * Delikanlıyı baskın yeteneğiyle ilgili vasıflı çevreye yönlendirin, sosyal faaliyetlere gönderin. *Fiziki gelişime yatkınsa ve dizginlenemeyen enerjiye sahipse onu kısa süreliğine savunma sporlarının verildiği bir kursa yazdırabilirsiniz.

İki şeyin değeri, elden gitmeden bilinmez: Sağlık ve gençlik. (Hz.Ali)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Menü

             | 

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün381
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1338
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17068
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225809

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ

Seçme Yazılar

Resim
İnsan olmak kolay değil
İnsan olmak kolay değil Kuyuya düşen leşi çıkarmadan kuyuyu temizlemeniz mümkün olamaz. Bu durumda...
Resim
Allah sevgisinin alâmeti nedir?
Allah sevgisinin alâmeti nedir?Allah sevgisinin alâmetlerinden birisi, devamlı olarak kalp ve dili ile Allah’ı...

Günün Sözü

Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük.
Ebû Said Hasan Basrî -
Şu anda 19 ziyaretçi çevrimiçi