En İyi Anne 
Acelem vardı. Üzerimde en iyi giysim, yemek odasına yıldırım gibi girdim. O gece bir toplantım vardı ve hazırlanmaya çalışıyordum. Dört yaşındaki kızım radyoda çalan bir şarkının eşliğinde dans ediyordu. Geç kaldığım için acele ediyordum. Ama içimden bir ses bana "Dur!" dedi.
Durdum. Kızıma baktım. Elini tuttum ve onu döndürdüm. Yedi yaşındaki kızım da bize katıldı ve onun da elini tuttum. Üçümüz yemek odasında başlayıp, salonda biten çılgın bir dans sergiledik. Gülüyorduk. Dönüyorduk. Acaba komşular pencereden bu çılgınlığı izliyorlar mıydı?
Bunun hiçbir önemi yoktu. Şarkı bir anda bitiverdi, dansımız da. İkisinin de popolarına yavaşça vurdum ve onları banyoya yolladım. Merdivenleri soluk soluğa çıktılar. Kıkırdadıklarını duyuyordum. İşime döndüm. Eğilmiş, iş çantama dosyalarımı yerleştirirken, küçük kızımın ablasına, "Abla, en iyi anne bizim annemiz, değil mi?" dediğini duydum.
Dondum kaldım. Kendimi yaşamın koşuşturmacasına kaptırıp, o güzel ânı kaçırıyordum neredeyse. Ofisimin duvarlarını süsleyen ödüllerim, diplomalarım geldi aklıma. Elde ettiğim hiçbir basan, hiçbir ödül bunun yerini tutamazdı.
Çocuğum bunu bana dört yaşındayken söyledi.Aynı şeyi on dört yaşına geldiğinde söylemesini beklemiyorum. Ama kırk yaşına geldiğinde bana elveda demek üzere, tabutumun üzerine eğildiğinde, bana yine aynı şeyi söylemesini isterim. Bu sözlerin mezar taşımda yer almaşım isterim:
"En iyi anne bizim annemiz."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


















