En güzel ÇİRKİN Hikâyeleri
Gayet çirkin yüzlü ve iğrenç kılıklı bir fazilet ehli, şair Ferezdak’ın ziyaretine geldi. Yüzünü hastalıktan sararmış gördü, sebebini sordu. Ferezdak "Seni görünce günahlarımı düşündüm de rengim sarardı!" cevabını verdi. Fazilet sahibi adam tekrar sordu: "Beni görünce niçin günahlarını hatırladın?" Cevap verdi: "Korktum ki, Allah bana azap verir de süratımı senin gibi değişmiş hale getirir. Gönlüm senin çirkin yüzünü görünce günahlarda ısrar etmek huyundan vazgeçer. Korkarım ki, günahların uğursuzluğundan Allah'ın kahrı beni de senin gibi suratı değişmiş hale koyar." Adam dedi: "Bir dostumla yol üstünde durmuş konuşuyordum. Bir kadın geldi, karşımda dikildi, yüzüme baktı. Kadının bakışı haddinden fazla uzadı. Arkadaşıma 'Git, şu kadından sor, ne istiyor?' dedim. Arkadaşım geri geldi ve bana dedi: 'Bu kadın söylüyor ki: Gözüm büyük bir günah işlemişti. Ona ceza vermek isliyordum. Bu çirkin adamın yüzüne bakmaktan daha büyük ceza bulamadım da onun için böyle sık baktım!"
Câhız der ki: "ömrümde şu hadise kadar hiç bir şeyden mahçup olmadım: Bir gün kadının biri beni yakaladı. Bir dökmeci ustasının dükkânına götürdü. Ben buraya gelmekten duyduğum şaşkınlıkla ustaya sordum: 'Ne var? Beni niçin çağırdınız?' Şu cevabı verdi: Bu kadıncağız bana bir şeytan örneği yapmamı emretti. Ben de 'Şeytanın ne kılıkta olduğunu bilmem!' dedim. Seni buraya getirdi ki, kılığına bakayım da örnek alayım!"
Adam çirkin yüzlü birine rastladı. Günahlarına tevbe ediyor, cehennemden kurtulmak için yalvarıyordu. Çirkine dedi: "Dostum! Böyle bir suratı niçin cehennemden kıskanıyor, ateşten esirgiyorsun? Sen kendi yüzünü görmediğin için başkalarına çirkin, kendine güzel gelirsin ama seni bu çehreyle ateşe atsalar sana değil, ateşe yazık!"
Çirkin biri hekime gidip "Fena bir yerimde çıban çıktı!" dedi. Hekim hemen adamın yüzüne baktı, "Hayır!" dedi, "Yalan söylüyorsun! İşte yüzünü görüyorum, hiç bir çıban yok!"
İri burunlu adam bir kadına talip oldu. Kendi meziyetlerini anlatırken "Ben hafifmeşreplilikten ve maymun iştahlılıktan uzağım. Çirkinliklerin yüklerine katlanmak hususunda da sabırlıyım!" dedi. Kadın cevapladı: "Böyle omayaydı, bu burnu 40 yıl taşımaya tahammül edemezdin!"
Bir zarif, yüzünde çok kıl bitmiş adam gördü. Ona dedi: "Yüzün baş olmadan önce şu kılları kopar."
Muaviye'yle Ebû Talib'in oğlu Ukayl oturmuşlardı. Muaviye dedi: Ey Şamlılar! Allah kitabında buyuruîan 'Ebâ Leheb'in iki eli kurusun ve kendisi kahrolsun!' âyetim hiç işitimiz mi?" Şamlılar "Evet!" dediler. Muaviye ekledi: "Ebû Leheb Ukayi in amcasıdır!" Ukayl sordu: "Ey Şamlılar! Bu ayette 'odun hamalı olan karısı' kelâmını da işittiniz mi?" Şamlılar yine "Evet!" dediler. Ukayl dedi: 'İşte o karı da Muaviye'nin kalasıdır! Kendisinde eksiklik yokmuş gibi başkalarının ayıbım ortaya atmak akıllı adama yaraşmaz. Madem o senin ayıplarına sükût etmiştir. Sen niçin susmuş adama ayıplarım söyletirsin? Molla Câmî
Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama gül başka, leş aşka kokarmış. Hz.Mevlana


















