Okumaliyim Com Gençlik Okuma Platformu

Monday
May 21st
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Dur Ve Düşün

Çocuk Bilinçaltı ve Gıda Reklamları

Çocuk Bilinçaltı ve Gıda Reklamları

Çocuk Bilinçaltı ve Gıda Reklamları

Bilinçaltı artık hepimizin sıklıkla duyduğu bir kavram… Hareketlerimize, davranışlarımıza yön verdiği söyleniyor. Gerçekten de öyle. Bilinç buzdağının görünen yüzü ise bilinçaltı buzdağının görünmeyen kısmı.

Bir araştırmada iki arkadaş bir otelden alınarak taksi ile araştırmanın yapıldığı mekana götürülüyor. Kısa bir yolculuğun ardından araştırma mekanına varıyorlar. Onlara, ölmüş kürklü ve tüylü hayvanların içinin doldurularak satıldığı bir hobi dükkanı açılmak istendiği söyleniyor. Bu mağaza için bir amblem üretmeleri ve bir de slogan geliştirmeleri isteniyor.

Araştırmacılar, öncesinde bu deneklerin nasıl bir logo çizeceğini ve hangi sloganı üreteceklerini tahmin edip, deney başlamadan deneklerin bulunduğu masanın bir kenarına bırakıyorlar. Bıraktıkları kağıdın kendi amblem ve sloganları olduğunu söyleyip ona dokunmamalarını istiyorlar.

İki arkadaş kafa kafaya verip güzel bir amblem ve slogan üretiyorlar. Daha sonra bu amblem ve slogan deneyi yapanların tahmin ettikleri ile karşılaştırılınca % 90 benzeştiği görülüyor. İki katılımcı oldukça şaşırıyor. Deneyi yapanlarda ise şaşkınlık yok. Sizce deneyi yapanlar bunu nasıl sağlamış olabilir?

Yöntem basit. Araştırmayı yürütenler, otelden deneyin yapıldığı binaya kadar gelinen yolda bir dizi değişiklik yapıyorlar. Mağazaların vitrinlerine, billboardlara, duvar afişlerine, yoldan geçen insanların elbiselerinin üzerine, elinde dosya taşıyan insanların dosyalarının üzerine, binanın giriş kapısına oluşturulmasını istedikleri amblemin görsellerini ve sloganın kelimelerini yerleştiriliyorlar. Sürekli aynı amblemi ve kelimeleri gören denekler bu çerçevede bir çalışma hazırlıyorlar. Ancak ilginç olan şu ki, denekler bu bahsettiğim çalışmaların hiç birini hatırlamıyor. Bilinçli olarak böyle bir şey gördüklerini hatırlamıyorlar. Ancak bilinçaltı bir kamera gibi her şeyi kaydediyor. Bu kayıtlar bizim seçimlerimizi etkiliyor.

Markette ürün alırken yaptığımız seçimleri, farkına varmadığımı düşündüğümüz reklamlar o kadar çok etkiliyor ki? Meyve suyu dediğimde aklınıza gelen ilk marka hangisi mesela? Neden o? Deterjan dediğimde aklınıza gelen ilk marka hangisi peki?

Reklamlar ve filmler göründükleri kadar masum değil. Bir yandan insanları bilgilendirme, eğlendirme amacı güden bu çalışmalar diğer yandan insanın bilinçaltını şekillendirmeyi amaçlıyor. 25. Kare tekniği gibi teknikler de kullanılarak insanın yaptığı seçimlere bilinçaltı teknikleri ile yön veriliyor.

Büyük firmaların iştahını kabartan üzerinde yönlendirme yaptıkları en temel kitle ise çocuklar. İnsan bilinçaltının en boş olduğu, bir sünger gibi emici olduğu dönem çocukluk dönemi çünkü. Bu dönemde çocuk, tüm gördüklerini, duyduklarını hızla bilinçaltına kaydediyor ve bu kayıtlar onun seçimini ve geleceğini etkiliyor. Markete giden küçük çocuk “Baba bana dondurma al” demek yerine, “Baba bana A dondurması al” deyip bir marka ve o markanın bir ürününün adını söyleyebiliyorsa, marka çocuğun bilinçaltına kendini kazımış demektir. Türkiye’nin GSM operatörlerinden biri, reklamlarında hedef kitle olarak hep çocukları seçiyor. Neden sizce? Daha çocuklar küçükken kendi markalarını söyleyebilsinler ve markaları bilinçaltlarına kazınsın diye.

Büyük gıda firmaları da artık oyunlarını çocuklar üzerinde oynuyorlar. Şimdiden onların zihnine ektikleri tohumların gelecekte meyvesini yiyeceklerini çok iyi biliyorlar. Bu nedenle gıda konusunda çocuklarımızı eğitmek ve bilgilendirmek istiyorsak önce onların bilinçaltlarına sağlıklı bilgilerin girmesine dikkat etmemiz gerekiyor.

Dizilerde içki içilen bir sahneye defalarca şahit olan bir çocuğa içkinin haram olduğunu anlatmak daha zor olmaz mı? Film, çizgi film kahramanı buz gibi kola içiyorsa çocuğumuzu koladan uzak tutmak ne kadar mümkün olabilir? Önüne her geleni yiyen çizgi film kahramanları, çocuklara yemek yerken seçici olmayı nasıl öğretebilir ki?

Anne-baba olarak çocuklarımızı ve onların bilinçaltını çizgi filmlerin, reklamların ve dizilerin zararlarından korumak görevimiz. Bununla birlikte sadece korumak değil aynı zamanda onların bilinçaltına doğru hareketin nasıl olacağının tohumlarını da ekmemiz gerekiyor. Margarinli bir ürünü yememeyi tercih ettiğimizde bunu çocuğumuza da açıklayalım. Çok susadığımız halde önümüze sunulan kolayı reddettiğimizde nedenini çocuğumuza anlatalım. Hatta gerçekte olmasa bile çocuğumuzun bilinçaltı doğru verilerle dolsun diye evde bu çeşit senaryoları biz üretelim. Baba bir gün kola ile gelsin, ya da anne komşudan getirsin ama aileden kimse içmeden o kola dökülsün. Çocuğumuz onların zihnine ektiğimiz bu görüntüler sayesinde önemli olanın açlık, susuzluk ihtiyacını gidermek değil, bu ihtiyacı sağlıklı yoldan gidermek olduğunu öğrenecektir. Kendisi de yeri geldiğinde çok beğendiği bir tadı, sağlık gerekçesi ile reddedebilecektir.

‘Ağaç yaşken eğilir’ demiş atalarımız. Çocuklarımızda sağlıklı bir beslenme ve helal-haram bilincini geliştirmek bu nedenle görevimiz. Bunun içinse yapacağımız iki temel iş var: Onları bilinçaltlarını dolduran yanlış bilgilerden uzak tutmak ve gıda seçiciliği konusunda örnek olaylarla onların bilinçaltlarına doğru görüntüler göndermek.

Mehmet Teber

Psikolojik Danışman&Pedagog

Kalbim, o anıldığı zaman titriyor

Kalbim, o anıldığı zaman titriyor

Kalbim, o anıldığı zaman titriyor

Asmaı rivâyet ediyor: Kays'ın (Mecnun'un) kabilesi, babasına; "Onu hacca götürsen ya! Orada Allah'a dua eder­sin, belki onu (Leylâ'yı) unutmaya çalışır!" dedi. Babası onunla hacca gitmiş. Mecnun şeytan taşlarken, çadırların bi­rinden; "Ya Leyla!" diye bir ses gelmiş ve bunun üstüne Mec­nun bayılarak yere düşmüş. Sonra ayılmış ve şöyle demiş:

Biz Mina'da iken birisi Leyla diye seslendi ve kalbin hüzünlerini uyandırdı.

Leyla ismiyle başkasını çağırdığını bilmiyor, sanki göğsümde olan bir kuşu kalbimden uçurdu.

O, anıldığı zaman, kalbim titriyor onun ismiyle,

Yağmurdan ıslanmış serçenin titrediği gibi.

AKILLI DELİLER KİTABI- Ebu'l Kasım en-Neysaburi

DOĞU KLAİSKLERİ

Kalbim, o anıldığı zaman titriyor

Kalbim, o anıldığı zaman titriyor

Asmaı rivâyet ediyor: Kays'ın (Mecnun'un) kabilesi, babasına; "Onu hacca götürsen ya! Orada Allah'a dua eder­sin, belki onu (Leylâ'yı) unutmaya çalışır!" dedi. Babası onunla hacca gitmiş. Mecnun şeytan taşlarken, çadırların bi­rinden; "Ya Leyla!" diye bir ses gelmiş ve bunun üstüne Mec­nun bayılarak yere düşmüş. Sonra ayılmış ve şöyle demiş:

Biz Mina'da iken birisi Leyla diye seslendi ve kalbin hüzünlerini uyandırdı.

Leyla ismiyle başkasını çağırdığını bilmiyor, sanki göğsümde olan bir kuşu kalbimden uçurdu.

O, anıldığı zaman, kalbim titriyor onun ismiyle,

Yağmurdan ıslanmış serçenin titrediği gibi.

AKILLI DELİLER KİTABI- Ebu'l Kasım en-Neysaburi

DOĞU KLAİSKLERİ

EN GÜÇLÜ TANIK

EN GÜÇLÜ TANIK

EN GÜÇLÜ TANIK
Vicdan kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme ve gerektiğinde kendimize savaş açıp, tanıklık edip, ceza verebilme üstünlüğüdür. Akıl ve vicdanımızın bize gösterdiği yol ile egomuzun ve dizginlenememiş duygularımızın istekleri arasında zaman zaman seçimler yapmak, çatışmalara göz yummak durumunda kalırız.
Çoğu zaman da egomuzu ve duygularımızı kayırmak gibi bir alışkanlık içinde olmaktan da geri kalmayız.  

Oysa bedene ve akıla ne denli muhtaçsak, iç dünyamız ve huzurumuz için vicdana da o denli ihtiyacımız vardır. Aslında tüm bunlar biraz bilgi, biraz sorumluluk ve biraz da deneyimle birleştirilirse kusursuz sonuçların alınması her zaman olanaklıdır.
Gerçekte insanın egosu, güzel duyguların düşmanı değildir. Herşeye karşın küçük bir çaba göstererek, eğiterek onu dost yapabiliriz. Vicdan, insanı hep doğruya ve güzele götüren acımasız bir yönetici ve yönlendiricidir.
Öyle ya da böyle, her gün gelişmekte olan sezgi ve duygularımızın etkisi altında daha anlaşılır ve berrak duruma gelen güncel olayların rengi ve tadı, vicdanımızı biraz daha geliştirir.
Vicdan kendisine karşı dürüst olan insanın tek efendisidir.
Elbette vicdan ve bilinci uyandırmak öyle kolay bir şey değildir. Bu savaşta gün gelecek herkes cehennemi yaşayacaktır. Ama bu savaş bilinçli bir biçimde devam ettirilebilirse o kapkara cehennemin, pespembe bir cennete çabucak dönüştüğünü görebiliriz.
İnsanın vicdan ve bilincinin, bilgisizlik ve sevgisizlik karşısında göstereceği dikkat, uyanıklık ve duyarlılık kendi içindeki kimliğini bulmasına yardımcı olacaktır.
Vicdan bilinç, hoşgörü ve tüm sevgi duygularının kaynağıdır.
Koşullandırılmış düşünce ve bilinç, insanın gelişmesini yavaşlatır. Özgür düşünce, özgür bilinç, özgür vicdan ise, kişinin gelişmesinde, iyiyi, doğruyu, güzeli, gerçeği bulmasında öncülük yapar.
İnsanoğlu, vicdanın üstünlüğünü, şefkatin vazgeçilmezliğini, sevginin sonsuz gücünü öğrenmedikçe, dünya hep acılar ve düş kırıklıkları dünyası olarak sürecektir.
Kişinin yücelmesi anlayışa, vicdana ve bilgiye dayanır. Bunda en önemli eylem, kendimize egemen olmak, diğer tanımıyla egomuzu denetim altına almasını bilmektir.
İnsan bilinç ve vicdanı ile bilimi birleştirmek durumundadır. Aynı zamanda; gelenekleri, dinsel görüşleri, teknolojinin gelişmeleri ile bağdaştırmak ve böylece yaratıcı düşünceyi madde ile barıştırmak çabasına girmek zorundadır.
İnsanca yaşamak, vicdanımızın sesini bastırmadan akıllıca, sorumlulukla ve olumlulukla hareket etmekle başlar.
İçgüdüsel olarak, her olayda sorununuz ya da şaşkınlığınız ne olursa olsun vicdanınız, sizin haklı olup olmadığınızı adeta bağırır. Tabii duymak isterseniz ya da sesini boğmaya kalkmazsanız.
Vicdan rahatsızlığı, suçun işlendiği anda başlar ve devamlı insanı huzursuz eder.
Böyle bir durumda suçluluk duyan kişi; ne kendi yargıçlığından ne de kendine biçtiği hükümden kurtulamaz. 
Her insan kendi vicdanı içinde en büyük özgürlüğünü yaşar.
Vicdan insanın; içinde tatlı tatlı duyumsadığı bir ilahi fısıldayıştır.
Bir kişiyi suçlarken, bir kişiyi yargılarken, terazinin öteki kefesine de mutlaka vicdanınızı koyunuz. Göreceksiniz, varacağınız sonuçlar çok daha adil olacaktır.
Hep kargaşalardan, çıkar çatışmalarından yana, ya yok etmek ya da yalnızca kazanmak için koşullandırılmış bir dünya...
Çoğu zaman anlayışın, vicdanın, tertemiz duyguların, sezgilerin, sevginin, hoşgörünün bir ütopya olarak benimsendiği bir dünya...
Yanlış, eğri, kötü bir uygulamanın, bir sabit fikir peşinde gitmeyi, kör nefsine ve hatta zulme bayraktarlık etmeyi yaşamın sanki bir gereği ve hatta gerçeği olarak görmeye başladığımız bir dünya...
Dünyanın bu katılaşmış ve kalıplaşmış görünümünden sıyrılın. Kendinizle, öz kimliğinizle buluşun.
Asla unutmayın ki; her işimizde, her tavrımızda, her uygulamamızda içimizdeki; en güçlü tanık, vicdanımızdır.

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 13

Giriş Menü

             | 

Anket

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?
 

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün368
mod_vvisit_counterDün957
mod_vvisit_counterBu Hafta1325
mod_vvisit_counterGeçen Hafta5532
mod_vvisit_counterBu Ay17055
mod_vvisit_counterGeçen Ay19768
mod_vvisit_counterToplam225796

Yazarlar

Psikolog Gülten İkizoğlu
Psikolog Gülten İkizoğlu
ERCAN GÜMÜŞ
ERCAN GÜMÜŞ

Seçme Yazılar

Resim
İnsan olmak kolay değil
İnsan olmak kolay değil Kuyuya düşen leşi çıkarmadan kuyuyu temizlemeniz mümkün olamaz. Bu durumda...
Resim
Allah sevgisinin alâmeti nedir?
Allah sevgisinin alâmeti nedir?Allah sevgisinin alâmetlerinden birisi, devamlı olarak kalp ve dili ile Allah’ı...

Günün Sözü

Dünyayı arayıp ahireti bulanı hiç görmedik. Ama ahireti arayıp dünyayı bulanı gördük.
Ebû Said Hasan Basrî -
Şu anda 28 ziyaretçi çevrimiçi